• Çağrı Merkezimiz: 0312 256 72 78

Med-Arb (Mediation-Arbitration): Arabuluculuk ve Tahkim Perspektifi

Arabuluculuk ve Tahkim Perspektifi

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri (ADR – Alternative Dispute Resolution), son yıllarda hem ulusal hem de uluslararası hukukta hızla önem kazanmaktadır. Mahkemelerin iş yükünün artması, yargı süreçlerinin uzun sürmesi ve tarafların daha hızlı, ekonomik ve esnek çözümler arayışı; geleneksel dava yöntemlerinin yanında alternatif çözüm yollarını öne çıkarmıştır.

Bu bağlamda en çok bilinen yöntemler arasında arabuluculuk (mediation) ve tahkim (arbitration) yer alır.

Her iki yöntem de güçlü yönleriyle dikkat çekmekle birlikte, uygulamada farklı ihtiyaçlara cevap verir. Arabuluculuk, tarafların uzlaşmaya varmasını teşvik ederken; tahkim, bağlayıcı ve kesin bir karar üretir. Ancak bazı uyuşmazlıklarda tek başına arabuluculuk yetersiz kalabilir; tarafların anlaşmaya varamaması durumunda süreç sonuçsuz kalabilir. Aynı şekilde tahkim süreci de kimi zaman gereksiz yere uzun ve maliyetli olabilir. İşte bu noktada Med-Arb (Mediation-Arbitration) adı verilen hibrit yöntem devreye girer.

Med-Arb, arabuluculuk ve tahkimin avantajlarını birleştiren, uyuşmazlıkların daha etkin ve esnek şekilde çözümlenmesine olanak sağlayan bir modeldir. Bu makalede Med-Arb yönteminin tanımı, işleyişi, avantajları, dezavantajları ve uygulama alanları ele alınacak; ayrıca Türkiye’deki hukuk sistemi açısından değerlendirme yapılacaktır.

  1. Med-Arb Nedir?

Med-Arb, adından da anlaşılacağı üzere mediation (arabuluculuk) ve arbitration (tahkim) yöntemlerinin bir araya getirilmesinden oluşur. Süreç genellikle şu şekilde işler:

  1. Taraflar öncelikle arabuluculuk aşamasına yönlendirilir. Bu aşamada tarafların uzlaşmaya varması hedeflenir.
  2. Eğer arabuluculuk süreci anlaşma ile sonuçlanmazsa, uyuşmazlık tahkim aşamasına geçer ve hakem(ler) bağlayıcı karar verir.

Böylece taraflar hem arabuluculuğun esnekliğinden hem de tahkimin kesinliğinden faydalanmış olur.

  1. Med-Arb’ın Avantajları

Med-Arb yöntemi, farklı yönleriyle geleneksel dava süreçlerine göre önemli avantajlar sunar:

  • Zaman Tasarrufu: Önce arabuluculukla hızlı çözüm denenir; başarısız olunursa tahkime geçilir. Böylece süreç uzamaz.
  • Maliyet Etkinliği: Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa tahkime gerek kalmaz ve taraflar büyük masraflardan kurtulur.
  • Esneklik: Taraflar kendi iradeleriyle sürecin kurallarını belirleyebilir.
  • Gizlilik: Hem arabuluculuk hem tahkim gizli yürütülür; bu da ticari sırların korunmasına olanak tanır.
  • Kesinlik: Arabuluculukta uzlaşı sağlanamazsa tahkim kararı bağlayıcıdır; taraflar belirsizlik yaşamaz.
  • Taraf İlişkilerinin Korunması: Özellikle ticari ilişkilerde, arabuluculuk aşaması tarafların ilişkilerini tamamen koparmadan çözüm bulma imkânı verir.
  1. Med-Arb’ın Dezavantajları ve Eleştiriler
  • Tarafsızlık Sorunu: Aynı kişi hem arabulucu hem hakem olduğunda tarafsızlık tartışmaları doğabilir. Arabuluculukta taraflardan aldığı gizli bilgileri, tahkim aşamasında nasıl kullanacağı soru işaretidir.
  • Tarafların Çekinceleri: Taraflar, arabuluculukta açıkça konuşmaktan çekinebilir; çünkü sürecin tahkime döneceğini bilmektedir.
  • Hukuki Altyapı Eksiklikleri: Her ülkenin hukuk sisteminde Med-Arb açıkça düzenlenmiş değildir. Bu durum uygulamada belirsizlik yaratabilir.
  • Karmaşık Uyuşmazlıklarda Zorluk: Çok taraflı veya yüksek meblağlı uyuşmazlıklarda Med-Arb sürecinin yönetimi güçleşebilir. 
  1. Uluslararası Uygulamalar

Med-Arb özellikle Asya ülkelerinde yaygın olarak uygulanmaktadır. Çin ve Singapur, bu yöntemi destekleyen en önemli merkezlerdir. Çin’de ticari uyuşmazlıkların büyük bir kısmı Med-Arb yoluyla çözülmektedir. Singapur’da ise hem tahkim merkezi (SIAC) hem de arabuluculuk merkezi (SIMC) arasında “Arb-Med-Arb” Protokolü geliştirilmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da ise Med-Arb uygulamaları daha sınırlı olmakla birlikte, kurumsal tahkim merkezleri bu yönteme yer vermeye başlamıştır. Özellikle ticaret ve yatırım uyuşmazlıklarında hibrit yöntemlere ilgi artmaktadır.

  1. Türkiye’de Med-Arb

Türkiye’de arabuluculuk ve tahkim ayrı ayrı düzenlenmiştir:

  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu arabuluculuğu,
  • 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise tahkimi düzenler.

Mevzuatta Med-Arb açıkça tanımlanmış olmasa da, tarafların irade serbestisi çerçevesinde bu yöntemi tercih etmeleri mümkündür. Özellikle ticari sözleşmelere konulacak “önce arabuluculuk, sonra tahkim” kayıtları, Med-Arb uygulamasının yolunu açmaktadır.

Türkiye’de arabuluculuk kurumunun hızlı gelişimi, tahkim merkezlerinin artması ve Singapur Konvansiyonu’nun imzalanması; yakın gelecekte Med-Arb uygulamalarının yaygınlaşabileceğini göstermektedir.

Sonuç olarak Med-Arb, arabuluculuk ve tahkimin güçlü yönlerini birleştiren yenilikçi bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Önce arabuluculukla tarafların anlaşmaya varması denenmekte, başarı sağlanamazsa tahkim yoluyla bağlayıcı karar alınmaktadır. Bu sayede süreç hem hızlı hem de kesin sonuç doğurur.

Avantajları arasında zaman ve maliyet tasarrufu, gizlilik, esneklik ve taraf ilişkilerinin korunması öne çıkmaktadır. Ancak aynı kişinin hem arabulucu hem hakem olması durumunda tarafsızlık sorunu doğabileceği için, uygulamada dikkatli olunmalıdır. Uluslararası alanda özellikle Asya ülkelerinde yoğun kullanılan bu yöntem, Türkiye’de de ticari uyuşmazlıklarda potansiyel bir çözüm mekanizması olarak gündeme gelmektedir.

Med-Arb, klasik dava yollarına alternatif, modern ve esnek bir uyuşmazlık çözüm modeli sunmaktadır. Türkiye’nin hukuki altyapısının ve uygulama tecrübelerinin gelişmesiyle birlikte, Med-Arb’ın gelecekte daha sık tercih edilen bir yöntem haline gelmesi beklenmektedir.

Güvercin Arabuluculuk Yönetim Sistemi, tüm hukuk disiplinleri üzerine ve disiplinlerarası perspektifte çalışıp, gelişmeye açık bir platformdur.